Genç Hareket
ANA SAYFA   HAKKIMIZDA    TEMSİLCİLİKLER    BİZE ULAŞIN 
 
Ak Parti Eleştirileri ve Hakkaniyete Riayet
A | a
Ak Parti Eleştirileri ve Hakkaniyete Riayet

Bazı İslamcıların ve/veya dindarların ideal İslam siyaseti üzerinden, hak/adalet adına yaptıkları ama kanaatimce haddini aşıp, zıddına dönen eleştirileri de sorgulanmalı!

Çünkü artık çok bariz bir şekilde Ak Parti'ye, Ak Partililere, Recep Tayyip Erdoğan'a ve ailesine zulme dönüşüyor bu eleştiriler.

Her zaman, her yerde ve her şeyi en iyisiyle bilen bu bazı İslamcı ve/veya dindar abiler/ablalar, entelektüel güvenlik çemberlerinde, sürekli eleştirebilmenin hazzını yaşıyorlar.

Çok akıllı (!) olunca çalışmak, çabalamak, sorumluluk ve risk üstlenmek vazifesi sâkıt oluyor nasıl olsa! Onlara düşen vazife: akıl vermek, yorum yapmak, eleştirmek…

Her zaman söyleyecek sözleri, hiçbir zaman bitmeyecek analizleri var. Bilmedikleri hiçbir konu yok. Tabii tüm tespitlerinde hep haklılar nedense ve hiç yanılmıyorlar.

Hiçbir sorumluluk üstlenmedikleri için, her daim haklı olmanın gururu, aldanmışlıklarını görememe gibi bir çıkmaza sürüklüyor çoğunu. (Not: Arapçadan gelen gurur, aldanma anlamındadır. Türkçedeki gurur, biraz anlam kaymasına uğramış ve daha çok kibir, ululanma anlamında kullanılmaktadır.)

Sol ve sosyalizm parantezinde çocuksu hak ve emek teraneleri, radikal ütopyacılıklar, dünya cenneti hayali, adalet ve özgürlük soslu güzel cümleler, bu İslamcıları maalesef aldatıyor ve zalimleştiriyor.

Tüm bu hengâmede politik tarafgirlik ve partizanca yaklaşım kadar, başıboşluk ve müzmin muhaliflik de adalet ve hakkaniyet ölçülerimize zarar veriyor. İnsaf ellerimizden kayıp gidiyor.

Dinin temelleri sarsılıyor, dindarlık duygusu örseleniyor, dinin saf ve temiz bir şekilde, halisane yaşanması zorlaşıyor. Zihinler bulandırılıyor, gönüller ümitsizlik ve çaresizlik girdabına hapsoluyor.

Güya dinden hareketle, hak ve adalet çağrıları yapılıyor ama maalesef çağrıyı yapanlar da sebep olanlar da dinin muhafazasına pek de önem vermiyor.

Dine gelen musibet belki de samimi Müslümanlar dışında ne siyasileri ne de siyasilere muhalif olanları, maalesef çok da ilgilendirmiyor.

Bu sebeple Ak Parti dinle, dini kavramların çağdaş sosyalist yorumuyla, sol ilahiyatla, muhayyel ve mutasavver güzellik tasavvurlarıyla, öykünmeci solculuklar ve ütopyalar üzerinden dövülmemeli kanaatimce.

Bu, onlara da zulüm oluyor, onları da siyaseti, din ve ütopya üzerinden yapmaya, kendilerini hep ideal olana göre davranmaya mecbur bırakıyor.

Ak Parti, diğer partiler, iktisadi, kültürel, siyasi başarılar/başarısızlıklar, Türkiye sosyolojisi, dünyanın mevcut şartları vb. kriterler üzerinden değerlendirilmeli.

Hesaba çekilirken diğer rakipleri ve siyaset arenasındaki kurallar üzerinden hesaba çekilmeli.

Yapılan yanlışlar, düşülen hatalar, istenmeyen durumlar tabii ki sorgulanmalı, usulü dairesinde hesabı sorulmalı.

Ama bu, zulme ve haddini aşmaya dönüşmemeli. Kendi gramerini aşmamalı.

Hiçbir şekilde eleştiriye açık olmamak, yaptıkları hakkında “la yüs’el ve la yuhti” vehmine kapılmak tabii ki eleştirilmeli.

Yapılan tüm işlerde sorgusuz-sualsiz destek beklemek, körü körüne itaat istemek, yanlışlara da olur beklemek, hak ve adalet ölçülerimize sığmaz.

Ama bilinmeli ki bir takım yanlışlıkları bahane ederek her fırsatta Ak Parti karşıtlığı da bizi biz olmaktan çıkarıyor ve adaletle hükmetmekten uzaklaştırıyor.

Maalesef Ak Parti karşıtlığıyla, İslami muhalefet hassasiyeti çoğu zaman birbirine karıştırılıyor. Öncelikler ve beklentiler sıralaması yapılamıyor.

Sanki herkes salih ve müttaki Müslüman/ideal vatandaş ama yöneticiler berbat! Cumhur çok iyi ama Reis kötü. Tüm toplum Hz. Ali ve Ebu Zer gibi sahabilerden oluşuyor ama yöneticimiz Hz. Ömer gibi olması gerekirken bilakis zulmediyor.

Sevebilmek ve olumlu bakabilmek adına bırakın adım atmayı her geçen gün geri geri çekilenler ve kendilerini baştan ötekileştirerek amansız düşmanlığı tercih edenler, bu adam bizi sevmiyor, ötekileştiriyor, otoriterleşiyor, dışlamacı davranıyor diye bir de yaygara koparıyor. El-insaf!

Ak Parti hem İslamcı olmak üzerinden dövülüyor hem de İslamcılığı bitirmek suçundan mahkum edilip, infazı isteniyor.

Kimisine göre el-Kaideci kimisine göre İrancı. Bazıları modernist ve liberal olduğu görüşünde bazıları katı gelenekçi, dinci ve yobaz buluyor.

Ak Parti İŞID’i terör örgütü olarak görürken İŞID, Ak Parti’yi ve Erdoğan’ı tekfir ediyor.

Evet İslam dünyasına liderlik, neo-Osmanlıcılık, küresel aktör Türkiye, dünya lideri Erdoğan, medeniyet eksenli söylemler birer hayal, birer retorik olabilir.

Ama evsizlik, yurtsuzluk, kiracı öğrenci psikolojisi, sahiplenememe, kendini hep bu ülkenin “zencisi” gibi görme, Ak Parti’yi diğerleri arasından tercih etmeyi sanki kebairdenmiş gibi günah addetme, ama sanki o şartlar sağlanmış da yapılmamış gibi, aynı zamanda eleştirilerini ideal İslam devleti üzerinden yapma, her zaman protest takılma da çok sorunlu.

Değişimi ve ülke gerçeklerini okuyamama, bazı İslamcıları uçtan uca savuruyor, açmazlara sürüklüyor, onulmaz çılgınlıkların eşiğine getiriyor.

Tutunamayanları oynamanın dayanılmaz hafifliğinde esriyen bazıları, sorumsuzluk uçurumlarında dibe vururken, maalesef uçtuklarını zannediyorlar. Bazıları da hala kararsızlık çukurlarında bir o yana bir yana dolaşıp duruyor.

Bazı İslamcılarda ve/veya dindarlarda nedense mahalleyi ve mahalleliyi aşağılama, Müslümanlardan ve İslam dünyasından utanma, sola ve devrimciliğe tapınırcasına bir öykünme, bir aşağılık kompleksi hâkim.

Hala ciğeri beş para etmez kişiler yanında izzet arayanlar, kendini adamdan saydırma girdabına yuvarlananlar, her geçen gün biraz daha yavşaklaşanlar var.

Edebiyat ve sanat putu üzerinden savrulanlar, para ve şöhret dürtüsüyle başkalaşanlar, gavur sosyetesine dâhil olmadıkça kendini ezik hissedip, uçuruma yuvarlanmayı göze alanlar hiç de az değil.

Bir yandan “gavurlar gibi olmak” çekiyor, cezbediyor. Diğer yandan “Müslümanlar gibi olmamak” rahatlatıyor, avutuyor. “Sen o yobazlar gibi değilsin, çok aydın, demokrat hatta liberal birisin. Entelektüel birikimin çok iyi. Felsefeden, sanattan, bilimden her şeyden anlıyorsun. Aslında senin o zavallılar arasında kalman doğru değil, bizim mahalleye taşın!” ifadeleri ne kadar da ayartıcı değil mi? Ve mahalle değiştirenler, artık Üsküdar, Fatih değil de Nişantaşı çocuğu olanlar, Cihangir entelliğine ve LGBT savunuculuğuna soyunanlar her geçen gün ne kadar da çoğalıyor.

Çünkü Müslümanlar cahil, eğitimsiz, kültürden, sanattan, edebiyattan, şiirden anlamaz.

Ahmet Altan büyük edebiyatçı, Rasim Özdenören kimdi yahu?

Murat Belge büyük düşünür, İsmet Özel öldü mü, yaşıyor mu?

Ömer Laçiner 40 yıllık Birikim sahibi, Yasin Aktay geç onu Tezkire de dergi mi sanki?

Solun ve solcuların ve dahi Kemalistlerin, bütün laiklerin ve liberallarin, Türk milliyetçilerinin ve Kürt milliyetçilerinin bütün hepsi üstüste toplansalar bir Sezai Karakoç eder mi?

Adam(!) hak ve adalet adına Ak Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a karşı ama HDP'ye ve Selahattin Demirtaş'a sempati duyabiliyor. Niçin? Tayyip Erdoğan barışçı değil, Selahattin Demirtaş saz çalıyor, türkü söylüyor, hem de barış türküleri! Erdoğan itici, Demirtaş çekici! Çünkü o cici çocuk!

Ha bir de Ekmeleddin İhsanoğlu vardı değil mi? Tam 5 dil biliyormuş, o da farklı biriymiş. Pekala kimmiş, nereliymiş, nereden gelmiş, kimlerin adayıymış, hangi kumpasın piyonuymuş? Ne önemi var ki? O değil, onun karşısındaki rakibi önemli! Erdoğan gitsin de ne olursa olsun! Bu millet Kılıçdaroğlu’nu da Bahçeli’yi de çekebilir.

Yahu Erdoğan gitmedi mi zaten? Bak kurtuldunuz. Hala neyin derdindesiniz? Şimdi Ahmet Davutoğlu gibi bir değer varken Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Demirtaş’tan bahsetmek zulüm değil mi? Efendim?!

Özgürlükler ve yaşam tarzı söz konusu olduğunda meşruiyeti, hep seçimlerde arayan Tayyip Erdoğan diktatör ve baskıcı ama şiddeti kutsayan, kandan beslenen ve halkını zor kullanarak, ateş çukuruna sürükleyen devrimbazlar mübarek!

Birilerini haklı gerekçelerle eleştirmeye (dikkatlerinizi çekerim sadece eleştirmeye) kalksanız anında “nefret suçu” kategorisine alınıp, sağlı sollu dövülüyorsunuz ama iş Tayyip Erdoğan’a geldiğinde, ondan nefret etmenin bırakın caizliği, hemen vacipliğine geçiliyor ve nedense “nefret etmeme suçu” devreye sokuluyor. Sanki o bir Yahudi ve tüm dünya ondan nefret etmek zorunda! (Burası biraz ironik oldu galiba? Sahi Yahudilerden nefret etmek suçtu değil mi? Ama Müslümanlardan edebilirsiniz! Hatta bu, bazılarının Müslümanlığına bile halel getirmez. İslamofobi’nin en şiddetlisi bu ülkede basın özgürlüğü safsatası üzerinden hala en rahat bir şekilde yapılır ama bunları eleştirmeye kalktığınızda dünyayı başınıza yıkarlar.)

Kanunen yasak olduğu halde herkes hem de istediği şekilde, Cumhurbaşkanı aleyhine her türlü hakareti yapabilme özgürlüğü(!) peşinde. Ama lehte bazı cümleler kurmaya çalışanlar, hemen yandaş yaftasıyla mahkum edilip, linçe tâbi tutuluyor. Diktatörün ülkesinde diktatöre hakaret edebiliyorsunuz ama savunmak cesaret istiyor.

Yasin Börü’den bahsedenler gerici, yobaz, işbirlikçi ama Berkin Elvan’ı gündeme getirirsen özgürlükçü, devrimci, hak ve adalet arayan bir ilericisin.

Birazcık eli para gördü diye ev alan, arabaya binen Müslümanlar kapitalistleşiyor ama zevkleri için bir gecede o ev ve araba parasını harcayanlara söz yok.

Bir gecede, bir konserde 500.000 TL alan ve sanatçı(!) denilen şarkıcılar, türkücüler, komedyenler, hem de bu parayı haram yollarda harcasa, hiç gündeme gelmez ama bu rakamı 1 ayda alan bir hocanın, belki de çoğunu hayır hasenata harcasa bile, hemen dini-imanı pazara çıkarılır. Tabii maksat yine hoca değildir, hoca üzerinden dinle ve bütün dindarlarla hesaplaşmadır. Dini ve dindarları aşağılamadır, kötü göstermedir.

İktidara geldiklerinde Müslümanlar bozulur. Ama o iktidarı kaybetmemek için ülkeyi yangın yerine çeviren ve zaten kökten bozuk olanlar, nedense sütten çıkmış ak kaşık! Onlar tarafından devşirilen, hayatını onlara yalakalığa adayan ve her geçen gün biraz daha beyazlaşanlara (!) söz yok!

İkinci eş muhabbeti söylentisi üzerinden Başakşehir kahrolsun! Alkolden, cinsellikten, sapkınlıktan, lümpenlikten başını kaldıramayan Cihangir ve Ataşehir çok yaşa!

Bu ne yaman çelişki Anne?

Bu ne güzel İslamcılık? Bu ne güzel dindarlık?

 

 


YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ak Parti Eleştirileri ve Hakkaniyete Riayet
Ak Parti Eleştirileri ve Hakkaniyete Riayet Bazı İslamcıların ve/veya dindarların ideal İslam siyaseti üzerinden, hak/adalet adına yaptıkları ama kanaatimce haddini aşıp, [KES]zıddına dönen eleştirileri de sor...
 
Yazarlar
Türkistan
Çin yönetimi tarafından temel insanî hakları elinden alınan Doğu Türkistanlı ...
Yüreklere dokunan mecra. Genç HAREKET!
Murat ÖZAYDIN ‘’İnsan yapmadıkları iyiliklerin sorumlusudur.’’...
Ak Parti Eleştirileri ve Hakkaniyete Riayet
Ak Parti Eleştirileri ve Hakkaniyete Riayet Bazı İslamcıların ve/veya dindarların ideal İslam siyas...
Direniş Mektebinin Aziz Öğretmeni: Ahmet Şah MESUT
Direniş Mektebinin Aziz Öğretmeni: Ahmet Şah MESUT[KES] Asya canlı bir varlık ve Afganistan ...
Alargada bekletilen fikir, limana çıkan hissiyat
Akif EMRE. Seçimler sona erdi, en azında belirsizlik ortadan kalktı. Muhafazakâr...
 
ETKİNLİK TAKVİMİ
2
EYLÜL
Genç Hareket Antalya Buluşması
...
 
KİTAP TAHLİLİ
Bir Değirmendir Bu Dünya
Müslüman dünyasının acılarını yüreğinde hissedip kendi ...


                         
 
YAZILAR
Mehmet GÜNEY
Hayat iman ve Cihad… Alnımızın yazısı.
Kemal ÖZDEN
Değerli Genç Kardeşim!
Murat ÖZAYDIN
Yüreklere dokunan mecra. Genç HAREKET!
 
 
 
SİTE HARİTASI
Bahariye Mevlevihanesi Eyüp Merkez Mah. Silahtarağa Cad. No:12 EYÜP / İSTANBUL
 
T: 05434968534
F: 0 212 501 31 05
E: bilgi@genchareket.org
E-BÜLTEN KAYIT
Tüm etkinliklerimizden haberdar olmak için mail listemize kaydolun...
Tüm Hakları Saklıdır 2015 © Genç Hareket | Site Haritasi “Bir Gençlik” Hareketi